İki Yaka Bir Nehir ''Budapeşte''

Türkiye’den iki saatlik bir uçuşla ulaşabileceğiniz Budapeşte, barok ve neo-gotik mimarinin en iyi örneklerini barındıran büyülü bir Avrupa şehridir.

Budapeşte'yi gezmeye öncelikle bol yokuşlu ve tarihi Buda bölgesinden başlıyoruz; ilk durağımız asırlık Buda Kalesi. Kaleye ulaşmak için en uygun yol fünikülere binmek. O ağır ağır zirveye tırmanırken siz de eşsiz Budapeşte manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

 

Kalenin en yüksek noktasına ulaştığınızda ise devasa bir Tuğrul kuşu sizi selamlıyor olacak. Macarların çok değer verdiği bu kuşun heykellerini şehrin çeşitli noktalarında görmek mümkün. Kale bölgesinde biraz daha ilerlediğimizde Mathias Kilisesi çıkıyor karşımıza, Kanuni Sultan Süleyman Mohaç Meydan Muharebesi'ni kazandıktan sonra bu kilisede şükür namazını kılmış ve kiliseyi camiye dönüştürmüş. Tüm bu tarihinin yanı sıra kilisenin pastel tonlardaki renkleri ve göğe uzanan kuleleri insanı büyülemeye yetiyor. Bu kilise gibi farklı bir mimariye sahip diğer eser ise Balıkçılar Tabyası bu tabya Türk mimarisinin izlerini taşıyor Türk çadırlarından esinlenildiği söylenen tabya aynı zamanda tüm Budapeşte'yi panoramik olarak görebileceğiniz bir seyir alanı sunuyor. Gelelim hikayesi bol Kahramanlar Meydanına, Macaristan için önemli işlere imza atmış liderlerin heykelleri yer alıyor bu meydanda. Burada her kahramanın yaşamından bir kesiti anlatan rölyefler bulunuyor ve hikayelerin sonu çoğunlukla ya Türklere ya da Osmanlı Devleti'ne bağlanıyor. Kendi kahramanlarına duydukları saygıyı "Kahraman düşman" dedikleri bizlere de gösteriyorlar; Gül Baba Türbesi, Vezir Abdurrahman Abdi Paşa'nın Mezarı, Mustafa Kemal Atatürk Yolu ve Budapeşte Türk Şehitliği bunun en büyük kanıtları.

 

Buda bölgesini gezdikten sonra sıra geldi Peşte tarafına geçmeye; bu bölgeye ulaşmak için kurulan tam sekiz adet köprü mevcut ancak bunlardan biri var ki, o da; Zincirli Köprü, diğer adı ile Aslanlı Köprü. Açıldığı 1849 yılında mühendislik harikası olarak tanımlanan bu yapı şehir efsanelerine de konu olmuş; yapının mimarı bir gün keyifli keyifli köprüde dolaşırken okul gezisine çıkarılan afacanlara rastlamış ve köprüyü nasıl sıfır hata ile inşa ettiğinden bahsetmiş; "Bu eserimde tek bir hata dahi bulunursa o gün kendimi Tuna Nehrine atarım." diye böbürlenmiş bunu duyan bir çocuk ise köprüye şöyle bir baktıktan sonra mimara dönerek "Aslanların açık olan ağızlarına dillerini koymayı unutmuşsunuz.” demiş. Söylenene göre bunu kendine yediremeyen mimar Tuna Nehrine atlayarak intihar etmiş. Bu ilginç öyküsü dışında Aslanlı Köprü Budapeşte'nin yakalarını birbirine bağlayan ilk sabit köprü olma özelliğine sahip.

 

Aslanların gölgesinde Peşte tarafına geçerken gündüz detayları, gece ışıklarıyla ünlü parlamento binası karşılıyor sizi. Binanın parıltısını görünce Budapeşte'nin en iyi ışıklandırılan şehir unvanını kazanmış olmasına şaşırmıyorsunuz.

 

Parlamento binasından devam ederken Tuna Nehri kıyısındaki demir ayakkabılar dikkatinizi çekecektir, İkinci Dünya Savaşı sırasında vefat edenler için orijinal ayakkabılarına uygun ebatta üretilmiş bu mini heykeller savaşın kötü yüzünü ince detayları ile size hissettirecektir. Peşte tarafının sembollerinden bir diğeri ise neo-klasik mimarinin güzel bir örneği olan St.Stephen's Kilisesi. Bu yapı Budapeşte'nin en büyük dini yapısı olmakla beraber Macaristan'ın dokuz buçuk tonluk en büyük çanı da bu bazilikada yer alıyor.

 

Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürümekten yorulduysanız Budapeşte'nin sıcacık kaplıcalarında dinlenmek hoşunuza gidecektir. Kaplıcaların en özeli ise Széchenyi Termalleri Avrupa'nın en büyük tıbbi hamamı olarak nitelendiriliyor. Özellikle orta yaş üstü Macarların en keyif aldıkları ritüeller arasında kaplıcanın içinde oturup satranç oynamak var. Siz de satranç oynamayı sevenlerdenseniz burada kendinize rakip bulma konusunda hiç zorlanmayacaksınız.

 

Yapmadan Dönmeyin!

New York kafede gulaş çorbası içmeden,

Kurtos Kalacs adı verilen makara tatlısından yemeden,

Kızıl Altın dedikleri kurutulmuş paprikalardan satın almadan,

Peaches and Cream Club'da Budapeşte gece hayatına dalmadan,

Ünlü Tokay şaraplarından tatmadan,

Macar kültürünü en iyi anlatan Çigan gecesine katılmadan dönmeyin.

 

Merve Özdamar

Gezi Yazarı

Instagram : merveOzdamar