Kokla Dünyayı Malezya'da

Tuğçe Ertan & Gökay Meriç'in Harika Malezya Seyahati

Malezya, Güneydoğu Asya’da bulunan, her noktasından kültür, renk ve müzik yükselen çok çekici bir ülke. Gezginlere çok şey vadeden Malezya’da kendinizi ister tropik plajlara atabilir, ister 130 milyon yıllık yağmur ormanlarında veya ulusal parklarda doğaya doyabilir, isterseniz de ultra modern Kuala Lumpur’da gökdelenlerin arasında olanca canlılığıyla devam eden şehir hayatına katılabilirsiniz. Egzotik adaları, kültürel çeşitliliği, bozulmamış faunası ve kaliteli turizm anlayışıyla dünyada eşi az bulunur bir seyahat deneyimi sunan Malezya için gerçek bir Asya destinasyonu diyebiliriz. Zaten Malezya Turizm Ofisinin sloganı da "Malaysia, truly Asia", yani "Malezya, Gerçek Asya"dır.

 

Malezya, Doğu ve Batı olmak üzere iki kara parçasına ayrılmış 28 milyon nüfuslu bir ülke. Başkent Kuala Lumpur’un da bulunduğu Batı Malezya, kuzeyde Tayland’a güneyde ise Singapur’a komşuyken Doğu Malezya özellikle doğal güzellikleri ve dünyada eşi olmayan canlı türleriyle öne çıkan Borneo Adasında bulunan Sabah ve Sarawak eyaletlerinden oluşuyor.

 

Biz ise, gezgin bir çift olarak, 2015 yılının Mart-Eylül ayları arasında Kuala Lumpur’da yaşadık ve Malezya’nın birçok noktasını gezdik. Bu güzel ülkeyi o kadar çok sevdik ki bir altı ay daha olsa hiç düşünmeden yine gideriz. Ekvatora yakın olduğundan yıl boyunca sıcak ve nemli olan Malezya’da mevsimler yağmurlu ve yağmursuz mevsim olarak ikiye ayrılıyor. Türk vatandaşlarından vize istemeyen bu ülkeyi Mart-Eylül ayları arası ziyaret etmek en güzeli. Mart - Mayıs ayları arasında Batı Malezya’nın batı kıyılarını, yani Melaka, Kuala Lumpur, Cameron Highlands, Penang ve Langkawi gibi popüler noktaları, Haziran-Eylül ayları arasında ise gene Batı Malezya’nın doğu kısmında kalan harika deniz-güneş-kum destinasyonlarından Johor, Tioman Adası, Redang ve Perhentian adalarını gezebilirsiniz. Ülkenin doğu tarafında yani Borneo adasında kalan kısmına geçemedik ama sadece batı kısmını bile altı ayda bitiremediğimizi düşünürsek Borneo’yu bir başka sefere bırakmanın akılcı olduğuna karar verdik. :)

 

Malezya’da gezilecek yerlerin listesi o kadar kabarık ki saymakla bitmez. Beyaz kumlardan kristal berraklığındaki sulara atlayabileceğiniz harika plajlar ve adalar genel olarak Batı Malezya’nın doğu kıyılarında bulunuyor. Yüksek sezonda bile, hala sakin kalabilen bu mucize adaların genelinde orta kısımlar yağmur ormanlarından oluşuyor, adaların etrafı ise plajlarla çevreleniyor. Bu da demek oluyor ki, bir gün deniz, güneş, kum keyfi yapıp ertesi gün yağmur ormanlarında trekking yapabilirsiniz. Eğer meraklısıysanız eşi az bulunur bir denizaltı yaşamını görmek için tüplü dalış veya şnorkel seçenekleri de çok geniş. Tropik tatilin dışında, doğa ile iç içe olmak için göz alabildiğine uzanan çay plantasyonlarından tutun da, Güneydoğu Asya’nın en yüksek dağı olan Mount Kinabolu’ya, milyonlarca yıllık bir yağmur ormanı olan ulusal park Taman Negara’ya kadar her şey var. Yok eğer şehir insanıysanız da, sayısız AVM’leri, gökdelenleri ve neredeyse her hafta farklı bir festivale ev sahipliği yapan Kuala Lumpur sizi mutlu edecektir.

 

Malezya halkı ağırlıklı olarak üç farklı etnik yapıdan meydana geliyor. %60’ı Malay, %30’u Çinli, %10’u da Hint ve diğer milletlerden oluşan ülke doğal olarak birçok farklı kültür ve dine de ev sahipliği yapıyor. Bir yanda kilise çanları çalarken yan sokakta ezan okunabilir, bir Hindu tapınağında renk cümbüşü içerisinde ayin yapılırken Budistler tütsülerini yakıp ibadetlerini yapabilirler. Bu bağlamda farklılıklara çok alışkın olan Malezyalılar son derece hoşgörülü ve açık görüşlü insanlar. Kimse size veya yaptıklarınıza karışmıyor, herkes kendi halinde. Hal böyle olunca, herkes daha huzurlu ve güler yüzlü oluyor herhalde, çünkü biz altı ay boyunca tek bir kavgayı geç ses yükseltme dahi görmedik. Zaten Malezya kültüründe toplum içerisinde öfkelenmek çok ayıp bir şey olarak görülüyor. Bu arada Malezya’nın 1957’ye kadar bir İngiliz sömürgesi olduğunu, bu sebeple de hemen hemen herkesin İngilizce konuştuğunu belirtmeden geçmeyelim, bu da bizim gibi gezginler için işleri çok kolaylaştırıyor.

 

Türk Lirası, Malezya’nın para birimi Ringgit’ten (RM) daha değerli. Hem bu açıdan, hem de Ringgit’in alım gücünden kaynaklı olarak bu ülkede ekonomik bir seyahat gerçekleştirebilirsiniz. Ortalama bir öğünün fiyatı 10-25 TL arasında seyrederken hem lüks, hem de bütçe dostu otelleri makul fiyatlara bulmak mümkün. Başka bir deyişle lüks segment ile ucuz seçenekler arasında bir uçurum yok.

 

Malezya’da konaklama için birçok seçenek mevcut. Sıradan pansiyonlar, yıldızlı ve lüks oteller ile hosteller neredeyse Malezya’nın her noktasında ulaşılabilir durumda. Kuala Lumpur’da geceliği 20 TL’ye Çin mahallesindeki bir hostelde kalmak mümkünken, 150 TL’ye lüks bir rezidansın stüdyo dairesinde kalıp terasındaki sonsuzluk havuzunda gökdelenlere karşı yüzebilirsiniz. Ya da Tioman Adası’nda 50 TL’ye basit bir pansiyonda oda kahvaltı kalıp kulübenizden cennet gibi bir plaja inebilirken, Langkawi adasında kendinizi dergi çekimlerinde hissedeceğiniz kadar güzel bir resortta 250 TL’ye konaklayabilirsiniz. Dünyanın kalanından farklı olarak, Asya’da Agoda isimli otel rezervasyon sitesi çok daha yaygın olarak kullanılıyor, haliyle daha avantajlı seçenekler barındırıyor. Airbnb ve Couchsurfing de Malezya’da oldukça popüler ve zaten misafirperver olan Malezya halkı turistlerle tanışıp onlara ülkelerini gezdirmeye bayılıyorlar. Tüm bunların haricinde, bir de homestay denen bir sistem var. Nispeten daha küçük şehirlerde deneyebileceğiniz bu sistemde bir ailenin evinde kalıyorsunuz ve bu süre boyunca onların geleneklerini daha yakından tanıyor, günlük rutinlerine katılma şansı elde ediyorsunuz.

 

Malezya’nın harika bir ulaşım ağı var. Kuala Lumpur’un içindeyseniz, şehrin en merkezi yerlerinde ring yapan dört farklı ücretsiz hat ile her yere ulaşabilirsiniz, GOKL denen bu otobüsler hem buz gibi hem de ücretsiz internet bağlantısıyla ulaşımdan fazlasını vadediyor. Bir başka seçeneğiniz olan taksiler zaten çok ucuz, ülkeye indiğiniz an MYTeksi aplikasyonunu indirerek bulunduğunuz yere taksi çağırabilir ve az olan dolandırılma ihtimaliniz daha da düşürebilirsiniz. Bunun dışında metro ve monorail da çok kullanışlı ve şehrin her yerine gidiyorlar. Şehirler arası ulaşım içinse otobüs, tren veya uçağı tercih edebilirsiniz. Air Asia hemen hemen Asya’daki her noktaya uygun fiyatlara uçuyor zaten. Bizim deneyimlerimize göre Malezya tren hattı ülke içinde seyahat etmek için çok ideal. Klimalı ve yataklı vagonları ile göz alabildiğine uzanan palmiye plantasyonları arasından geçmek adeta hafızanıza kazınacak tablolar biriktirmek demek. Şehirler arası otobüsler de hiç fena sayılmaz. Bu arada trafik Malezya’da soldan akıyor, yani yolculuk sırasında ara sıra uyanıp ters yöne girdiğinizi zannedebiliyorsunuz.

 

Kuala Lumpur, Asya’nın başka noktalarına seyahat için de son derece uygun bir çıkış noktası. Hemen hemen her popüler Asya destinasyonuna uçak bulabileceğiniz gibi, Singapur’a beş saatte, Tayland’a on saatte karadan da ulaşabiliyorsunuz. Bir de Bali, Hong Kong gibi egzotik noktalara iki üç saatte ulaşabilmenin dayanılmaz hafifliği biz gezginler için çok kışkırtıcı.

 

Gelelim Malezya mutfağına. Daha önce de belirttiğimiz gibi çok kültürlü bir yapıya sahip olan ülkede çok çeşitli yemekleri deneyebilirsiniz. Tabii bizim damak zevkimizden çok farklı yemekler bunlar ama dimağınızda yeni pencereler açacağı kesin. Genel olarak çok koyu soslu et veya tavuk yemekleri ile kızartma ürünleri tercih ediyorlar. Malay mutfağında bu tarz yemeklere şeker ilave edilirken, Hint restoranlarında acı ve tuzlu baharatlar, köriler işin içine karışıyor. Malay mutfağında tavuğa çok geniş yer verilmiş ama kuzeye, yani Tayland’a doğru yaklaştıkça deniz ürünleri de sofralarda yer buluyor. Bizim en keyif aldığımız restoranlar hep Hint asıllı restoranlar oldu. Tuzlu ve acı kuzu masala, mercimekle yapılan dhal yemeği ve tandır ekmeğine benzer naanlar ile bizim vazgeçilmezlerimizden oldular. Çin yemeği seviyorsanız da şanslısınız çünkü burada hem geleneksel Çin restoranları var, hem de Malezya’ya gelip yerleşen Çinliler’in oluşturduğu karma bir mutfak olan Baba Nyonya mutfağı var ki onu da unutamıyoruz. Kuala Lumpur’da, Jalan Alor Caddesi’ndeki Çin restoranlarında ise zencefilli, soğanlı kalamar tava, buharda kişnişli midye, ahtapot ızgara gibi değişik deniz ürünlerine de dalabilirsiniz. Her kültürün ortak olduğu bir nokta ise pirinç. Hemen hemen her öğün lapa gibi veya farklı soslarla hazırlanmış pilavlar yeniyor. Yok, ben böyle alışmadığım şeyler yiyemem derseniz, her köşe başında bir AVM var ve içlerinde mutlaka Batı tarzı bir restoran bulabilirsiniz. Malezya’nın, bizim adını bile duymadığımız zenginlikte tropikal meyvelerinden ise başlı başına bir yazı çıkar zaten.

 

Malezya’da hava çok sıcak olduğundan insanlar geceleri kendilerini sokaklara atıyorlar, bu sebeple de her şehirde gece pazarları kuruluyor. Hem alışveriş yapıp hem de bir şeyler atıştırabileceğiniz bu cümbüşlü yerlerden müzik sesleri de eksik olmuyor. Malezya’da her daim sokak müzisyenleri ile karşılaşabilir, seslerinin güzelliği karşısında hayrete düşebilirsiniz. Fakat bu yumuşak ezgilerden keyif alacağınız kesin. Bu sokak pazarlarından hediyelik eşya, tshirt, terlik, telefon kablosu gibi şeyler alabilirsiniz ama bilinen markaların dükkanları da her AVM’de mevcut. Gece pazarlarının yanı sıra Malezya’daki bazı şehirlerin çok canlı bir gece hayatı da var. Örneğin Kuala Lumpur’da, gökdelenlerin tepesinde harika bir manzaraya karşı kokteyl içebilir, şık bir gece kulübünde sabaha kadar dans edebilir veya expat mahallesi Bukit Bintang’daki çeşitli barlara takılabilirsiniz.

 

Sonuç olarak Malezya yemyeşil ormanların, rengarenk bir kültürün ve ışıklar içindeki şehirlerin bir karmasından oluşuyor. Yani herkese göre yapacak bir şey, gezecek bir köşe var. Gerçek bir Asya deneyimi için, hala bakir sayabileceğimiz Malezya’yı en kısa zamanda seyahat listenize ekleyin.

Tuğçe Ertan & Gökay Meriç
Instagram: kokladunyayi
www.kokladunyayi.com