Merih Hasaltun Yumlu

Yemeği Koklayan Adam Uğur Volkan Uysal İle Yakışıklı Yemekler Okulu

Yıllardır kendi mutfağımın şefi olarak, yakın çevremi özenle doyuruyorum. Söylenene göre bu işi bayağı da iyi yapıyorum. Nereden geliyor bu mutfak bilgisi derseniz; tamamen yıllardır kendi kendime edinmiş olduğum deneme yanılma tecrübelerim ve bana desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Emeril Lagazze, Jamie Oliver, Gordon Ramsey, Genarro Contaldo ve Antonio Carluccio sayesinde. :) Kendilerine teşekkürü bir borç bilirim.

 

Fark ettim ki mutfakla bu kadar iç içe olmama rağmen, ekrandan sevdiğim şefleri hayranlıkla ve imrenerek izlemek dışında bunca yıldır ne bir workshop görmüşlüğüm ne de bir kursa katılmışlığım var. Ne kadar büyük kayıp olduğunu katıldığım "Yakışıklı Yemekler Okulu" sayesinde fark etmiş oldum. Son yılların kadın erkek herkesi ekranlara kilitleyen, yemek yapmayı aşka dönüştüren şefi Uğur Volkan Uysal’ın nazik daveti ile katıldığım bu workshop, mekana ilk adım attığım andan itibaren beni oldukça büyülemişti. Workshop Miele’nin mutfak atölyesinde gerçekleştiğinden rüyalarımı süsleyen mutfak boyutundaki buzdolaplarını görünce kendimi buzdolapları ile fotoğraf çektirip selfie yaparken bulduğumu itiraf ediyorum. Kabul ediyorum ben bir mutfak delisiyim! 

 

Bir kadın kıyafetten çok mutfak eşyası alıyorsa, beğendiği ayakkabı yerine ne zamandır almak istediği beşinci kesme tahtasını almak için kredi kartı limitini zorluyorsa, ellerinin sarımsak kokmasını zerre umursamıyorsa, işte burada bir mutfak aşkı söz konusudur arkadaşlar. Ya da hastalık mı demeliyim? Eğer siz de bu bahsettiğim tiplerdenseniz durumu kabullenin ve hemen mutfağa girip yeni bir şeyler pişirmeye başlayın çünkü dünyanın en güzel hastalığına sahipsiniz, kıymetini bilin!

 

Dönelim yakışıklı yemekler okuluna ve enerjik şef Uğur Volkan Uysal’a. Bu workshopta beni en çok etkileyen beş duyu organımın da üç saat boyunca gösterdiği yüksek performanstı. Yemeği kokladık, dokunduk, hissettik, sunduk, süsledik, tattık, hakkında konuştuk, sevdik... Siz siz olun her ay yapılacak Yakışıklı Yemekler Okulu’nun bir workshopuna mutlaka katılın. Uğur Şef’in enerjisini hissetmenin, sohbetini tatmanın, deneyimlerini duymanın ve tüm duyularınız açık bir şekilde birlikte yemek yapmanın tadına varın.

 

Yaptığımız yemeklerden tabii ki bahsedeceğim hatta birkaç ufak tüyo bile verebilirim. Benim çok sevdiğim ve Türkiye’de satışı olmayan sour cream'in nasıl yapıldığı gibi... Üç malzeme ile her türlü ete yakışacak leziz bir sos yapılabileceği gibi... Ama önce menüye bir göz atalım. Birinci grup olarak biz fırında bol tereyağlı, çıtır çıtır bruschetta ve köz patlıcan çorbası yaptık. İkinci grup; parmesanlı mısır yatağında levrek, üçüncü grup; polenta ve fırında bonfile, dördüncü grup ise fırında gratine muz yaptı. Her grubun yaptıklarını servis etmesiyle birlikte lezzet dolu bir geceye imzamızı atmış olduk.

 

Bruschetta benim yapmayı çok sevdiğim, çok basit ve lezzetli bir aperitif. Ben zeytinyağı ile yapmayı tercih ediyorum fakat tereyağıyla yapılmış olanı kokusuyla fark attı diyebilirim. Öncelikle oda sıcaklığındaki tereyağını bir kaba alıyoruz, içine bolca (ama gerçekten bolca) sarımsak eziyoruz, başlıyoruz mıncıklamaya. Ardından gelsin yeşillikler! Fesleğen, reyhan, maydanoz... Bolca olacak, sakın elinizi korkak alıştırmayın. Mıncıklamaya devam ediyoruz ve elimizdeki macunumsu karışımı ikiye böldüğümüz ekmeklerimize bolca sürüyoruz. Üzerine kaşarını verip cherry domates ile süsleyip fırına gönderiyoruz. İşte bu kadar!

 

Patlıcan çorbası da benim tarifimden oldukça farklı. Bir kere bunun içinde köz biber de var. Biz konserve kullandık ama vaktiniz varsa kesinlikle patlıcan ve biberleri közleyerek yapmalısınız. Soğanları piyazlık doğruyoruz, tereyağında iyice kavuruyoruz, salçasını koyuyoruz, patlıcan ve biberleri atıyoruz, suyunu veriyoruz ve başlıyor kaynamaya... Tüm lezzetler birbirine karışınca el blender'ı ile pürüzsüz bir kıvam alıncaya dek çekiyoruz. Ekşi krema ile servis ediyoruz.

 

DİPNOT: Hazır kremaya limon sıkıp çırparak sour cream elde edebileceğinizi biliyor muydunuz?

 

İkinci grubun hem lezzetli hem kolayca yapılabilecek tarifi balıktı. Mısırları 3 cm kalınlığında kesip çeşnilendirip krema ve parmesan rendesi koyarak fırına veriyoruz. Lezzetine inanamayacaksınız! Levrek filetolarını ise kürdanla rulo yapıp çeşnilendiriyor ve fırına veriyoruz. Üzerinde sosu ve yanında brokoli ile servis ediyoruz.

 

DİPNOT: Krema, soya sosu ve tane hardalı kaynatıp kıvam aldırdığınızda inanılmaz bir sos elde edebileceğinizi biliyor musunuz?

 

Üçüncü grubun yemeği benim favorimdi. Sulu sulu yumuşacık leziz bir bonfile yaptılar. Bütün olarak alınan bonfileti karabiber, tuz, biberiye ve zeytinyağı ile çeşnilendirip ovalıyoruz. Çok kızgın, mümkünse döküm bir tavada her tarafını 2-3 dakika mühürlüyoruz. Önceden ısıtılmış fırında 12 dakika pişiriyoruz. Yanında ne olursa olsun fark etmez. Bu et varken yanındakinin yüzüne kim bakar ki? :)

 

DİPNOT: Bonfileyi fırından çıkartıp 5 dakika dinlendirdikten sonra kestiğinizde çok daha iyi bir sonuç alacağınızı biliyor musunuz?

 

Dördüncü grubun tarifi ise tatlıydı. Karamelize edilmiş şeker, mandalina suyu, tarçın ve karanfil ile aromalandırılmış gratine muz, üzerinde vanilyalı dondurma ile servis edildi. Tatlıyla çok aram olmadığı için bu tatlıya hak ettiği sıfatları kullanamayabilirim. Sanırım en doğru tanım "değişik" olacak.

 

DİPNOT: Yemeğinizin tadına bakmadan önce koklarsanız lezzetini çok daha fazla alacağınızı biliyor musunuz?

 

Yirmi harika insan; enerjik mi enerjik hoş sohbet bir şef, her ihtiyacı karşılayan mutfak aletleri, uzun ve neşeli bir sofra, leziz yemekler, keyifli bir akşam... Nasıl geçtiğini anlamadığım üç saatin sonunda, hem ruhum hem midem fazlasıyla tatmin olmuş bir şekilde ama aklım Miele’nin o muhteşem buzdolabında kalarak herkese veda ettim. Ne olmuş ki bir araba parasıysa? Ya araba ya buzdolabı diye bir seçeneğim olsa artık bu yazıdan sonra hangisini tercih edeceğimi tahmin edeceğinizi sanıyorum. :) Haydi en iyisi ben gidip bir şeyler pişireyim.

 

Merih Hasaltun Yumlu

Instagram: merihyumluY